umut etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
umut etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Ekim 2014 Cuma

UMUDUNUZU KAYBETMEYİN


Her zaman umut vardır. Asla ve asla "Hiç umut yok." demeyin. Çünkü siz gelecekte ne olacağını bilemezsiniz. Evet hiçbir insanın ileride ne olacağını bilebilme gibi bir kabiliyeti yok. Bu yüzden umudumuzu kaybettiğimiz, üzüldüğümüz, pes ettiğimiz, "Kesin kaybettim!" dediğimiz zamanlar, sadece kendi kafamızdan uydurduğumuz düşünceler ve tahminlerden ibarettir. Başarmak kolay bir şey değildir. Ancak siz umudunuzu kaybetmediğiniz sürece başarma şansınız hala var demektir.Umudunuzu kaybederseniz, elinizi her şeyden çekmiş olursunuz ve artık bir umudunuz, amacınız kalmadığından ne yapsanız boşa gider. Umudunuz kalmadığından, her şeyi isteksiz yaparsınız zaten. İsteksiz olduktan sonra da, yaptığınız işten verim elde etmek çok ta mantıklı değildir. Evet, umudunuzu kaybetmek başarı yolunda sizi büyük hayal kırıklıklarıyla karşı karşıya bırakabilir. Ancak umut sadece başarıyla alakalı da değil. Beklediğiniz bir haber olabilir mesela. O haberin iyi ya da kötü olacağı belli değildir ve siz meraktan delirirsiniz. Çevrenizdeki insanlar sizin kötü düşünmenize sebep olabilir. Oysa ki sizin için yararlı olacak bir şey varsa o da olumlu düşünmek ve umudu kaybetmemek olur. Olumlu düşünürseniz olumlu sonuçlar alırsınız. Ki bunu yapmak o kadar da zor değil. Aklınıza elbette kötü düşünceler gelebilir ancak işin önemi de buradadır. Kötü düşünceleri umursamayıp olumlu düşünmek, hep umutla bakmak. Hiç bir zaman umudunuzu kaybetmemeniz dileğiyle...
12 Eylül 2014 Cuma

KOŞUN, TA Kİ HEDEFE ULAŞANA KADAR

Yeniden başladık koşmaya. Koşuyoruz, koşuyoruz, koşuyoruz… Önümüzde dümdüz bir yol var. Ama, o da ne? Ayağımız takıldı bir taşa. Sendeledik, ama düşmedik. Hızlanıp koşmaya devam ettik. Şimdi yolun göründüğü kadar düz ve engebesiz olmadığını biliyoruz. Derken yine ayağımız takılıyor, bu sefer daha büyük bir taşa. Düşmemek için yalpalıyoruz ancak bir işe yaramıyor maalesef. Her tarafımız toz toprak içinde kaldı şimdi. Yılmıyoruz yine de. Ayağa kalkıp koşmaya başlıyoruz yeniden. Hızlanıyoruz gittikçe. Bu sefer de ayakkabılarımızın bağcıkları bela oluyor başımıza. Ayaklarımız birbirine giriyor. Ne ara çözüldüklerini hatırlamıyoruz bile. Hızlıca bağcık işini halledip yola koyuluyoruz tekrardan. Hedefe çok yaklaştık. Yüzümüzde bir tebessüm oluşmaya başlamışken önümüze bir dere çıkıyor, çok geniş bir dere. “Buraya kadarmış.” demekten alıkoyamıyoruz kendimizi. Dizlerimizin üstüne çökerek umutsuzca bakınıyoruz. Ama birden, içimizdeki “Başaramazsın, artık pes et.” seslerinin arasından ufacık bir fısıltı duyuyoruz: “Yola devam et, her zaman bir umut vardır.” O fısıltı içimizdeki kediyi bir aslana çeviriveriyor adeta. Ayağa fırlayıp dere boyunca koşmaya başlıyoruz. Baya bir yol koştuktan sonra yoruluyoruz. Yine tam içimizdeki “Yapamazsın!” sesi bizi ele geçirecekken bir köprü görüş alanımıza giriyor. Öyle mutlu oluyoruz ki, delice bağırmaya başlıyoruz. Köprüden geçip koşmaya devam ediyoruz. Ta ki hedefe ulaşana kadar.

 Bazen, hatta çoğu zaman bir şey yapmaya çalıştığımızda hayat önümüze birçok engel çıkarır. Yukarıdaki yazıda taşların olduğu gibi. Bazen kendi hatalarımız yüzünden tökezleriz. Bağcıkların çözülmesi gibi. (Ki onları gerçekten sağlam bir şekilde bağlasaydık çözülmelerine imkan kalmazdı.) Bazen de hedefe çok az bir mesafe kalmıştır ancak önümüze çıkan o son engel sabrımızı taşırır ve bizi pes etmeye zorlar. Tıpkı yukarıdaki dere gibi. Fakat biz ne olursa olsun bu zorluklara karşı gelmeliyiz. Hedefe ulaştığımızı hayal ederek, yılmadan koşmaya devam etmeliyiz. Çünkü vazgeçmemek yapabilmenin  yüzde 95’idir. Engel ne kadar büyük olursa olsun, mutlaka bir çözüm yolu vardır. İşte bu yüzden istediğiniz hedefe ulaşmak sizin elinizde. HAYDİ, KOŞMAYA BAŞLAYIN. DÜŞERSENİZ, SABRINIZ TAŞARSA, VAZGEÇMEK İSTERSENİZ İÇİNİZDEKİ FISILTIYI DUYUN VE KOŞUN. TA Kİ HEDEFE ULAŞANA KADAR.