şikayet etmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şikayet etmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Şubat 2015 Salı

ZAMANINIZI DOLDURUN



İnsanlar koşuyor. Bir o yana bir bu yana. Kimse zamanın sandıklarından çok daha hızlı geçtiğini anlamıyor. Bir haftanın geçmesini sabırsızlıkla beklerken, bir bakıyorsunuz üç yıl geçmiş oluyor. "Ey gidi günler..." diye başlayan cümleler kuruyorsunuz. Daha dün okula yeni başlamışken, bugün üniversite sınavına hazırlanıyorsunuz. Belki de yarın torunlarınızla oyunlar oynayacaksınız. Demek istediğim, zaman dediğimiz şey durmuyor, cidden hızlı. Biz boş boş oturup duvara baksak ta, dışarıda gezip tozsak da zaman ilerliyor. Zamanı durduramayız belki, ama doldurabiliriz. Kendinize fayda sağlayacak işler yapmaya çalışarak başlayın mesela. Bir şeyleri sürekli ertelemekten vazgeçin. Ne kadar yaşayacağınız belli değil. Hatta 1 dakika sonrasına bile garanti veremeyiz değil mi? Bulunduğunuz zamandan şikayet etmek yerine zamanınızı güzel şeylerle doldurmaya çalışın. Hayatından sürekli yakınan, şikayet eden ve nefret edenlerden olmayın. Hayatı kendinize zehir etmenin lüzmu yok. 
29 Ağustos 2014 Cuma

GÜZEL GÖRMEK



Hayatımızda bazı sıkıntılar olur. Zor zamanlar geçiririz. “Ah Bu Şikâyetler!” yazımda da anlattığım gibi bu sıkıntılı zamanlarda şikâyet etmeye başvurabiliyoruz. Oysaki daha mutlu bir hayat yaşamak istiyorsak her şeyi güzel görmeliyiz. Bediüzzaman Said Nursi’nin de bir sözünü hatırlatmak isterim: “Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen hayatından lezzet alır.” Yani demek istediğim, gönül gözüyle görmeye çalışmalıyız. Aslında sadece sıkıntılarımızı değil her şeyi güzel görmeye çalışmalıyız. Tabi bu, günümüzde biraz zor. İnsanlar üçkâğıtçılık, dolandırıcılık peşinde. Fakat biz yine de bardağın dolu tarafına bakmalıyız değil mi? Yani sonuç olarak hayattan lezzet almak istiyorsak güzel görelim, güzel düşünelim. Hoşça kalın! 
25 Ağustos 2014 Pazartesi

AH BU ŞİKAYETLER!

Hayatımızı çoğu zaman şikayet ederek geçiriyoruz. "Başkalarının şusu var, busu var. Neden bizde yok?" ya da "İsmi bilmem ne yeni araba almış, bende niye yok?" gibi şeylerle hayatımız geçiyor. Geri gelmeyen değerli zamanımızı sahip olamadığımız şeylere üzülerek geçiriyoruz. Her yönde, her zaman şikayet edebilme kapasitesine sahibiz. Oysa bilmiyoruz ki,  şikayet edecek bir şeyi bile olmayan ne çok insan var! Veya biliyoruz da pek umursamıyoruz sanki? Bence hiç onların durumuna düşmediğimizden anlayamıyoruz. Evet, çoğu insan hep kendinden -ister maddi ister manevi olsun- üstün olan kişilere bakar ve kıskanır. Belki de kendi durumumuzdan daha kötü halde olan kişileri görmememizin nedeni, herkesin dünyaya kendi gözlüğüyle bakmasıdır. Halbuki insanın o gözlüğü çıkarıp, tarafsızca etrafına bakıp haline şükretmesi gerekmez mi? Araba, ev, sevgili, kıyafet, kağıt, kalem, dolap... Bunlar çok önemli şeyler mi?
"Bilmem ne yeni ayakkabı almış! Niye benim yok yaa?"
Ya ayakların olmasaydı?
"Şunun telefonu çok güzel, keşke bende alabilsem!"
Ya telefonu tutacak ellerin olmasaydı?
"Bütün arkadaşlarımın sevgilisi var, benim neden yok?"
Ya hiç arkadaşın olmasaydı?
Vee bu gibi şeyler. Tabii ki size onun bunun eşyalarına bakıp ta bundan benimde olsa demeyin demiyorum. Bu ister istemez hepimizin yaptığı bir şey. Sadece çok fazla şikayet ederek hayatımızı zehir etmemize gerek olmadığını, elimizdekilerle yetinebileceğimizi anlatmaya çalışıyorum. Sonuçta istediğiniz şeyi alabilecek duruma geldiğinizde alırsınız.
Şikayet etmek için pek fazla nedenimiz yok bence. Sokaklarda gördüğümüz ya da tanıdığımız bazı insanlar sahip olmadıkları onca şeye rağmen mutlular. Belki de mutluluk sadece maddi şeylerden ibaret değildir ha?
(bkz: Sonraki konu; manevi mutluluk)